İSLAM’DA ESAS OLAN YAŞAMAK YAŞATMAKTIR

Bursa Şehitler Gecesinde konuşan Doç. Dr. Necmettin Çalışkan: Şehadet bir edebiyat değil, bir yaşam tarzıdır

EDEB Platformu’nun her yıl düzenlediği ve büyük ilgi gören “Şehitler Gecesi” programının bu yılki konuşmacısı Doç. Dr. Necmettin Çalışkan oldu.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda EDEB Platformu adına Yasin Kuruçay selamlama konuşması yaptı. Kuruçay konuşmasında “İnsan ve Müslüman olmak, adil bir dünya için mücadele etmekle mümkündür. Adil bir dünya için mücadele etmek ise insanlığın ve İslam’ın düşmanı olan güç odaklarına ve zalimlere karşı durmakla mümkündür. Aziz şehitlerimize de selam olsun. Yolları yolumuz, sonları sonumuz olsun.” dedi.

Selamlama konuşmasının ardından Doç. Dr. Necmettin Çalışkan “Şehitlik ve Şehadet” konulu konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi.

Çalışkan konuşmasında, Şehadet gibi önemli konuları dikkate alan insanların sayısında azalış olduğuna dikkat çekerek, bir çok İslam önderi Şubat ayında şehit olduğu için Şubat ayı Şehitler ayı diyoruz. Şunu bilmeliyiz ki İslam’da esas olan yaşamak ve yaşatmaktır.

Müslümanlar için hayat iman etmek ve cihat etmektir. İnsan şehadeti eylemlerinin sonucunda elde edilir. Ancak günümüzde şurada savaş çıksın da gidip şehit olalım şeklinde bir anlayış İslam dünyasında yoktur. Bu anlayış doğru değildir. Dikkat edilirse şehit gibi yaşayan kişiler şehit edilmiştir. Birçok şehidin şehadeti “gidip savaşa hadi ben şehit olayım” şeklinde olmamıştır.

ŞEHİTLERİN ÖZELLİKLERİ

Şehitlerin birçok özelliği vardır diyen Çalışkan, “Şehitler, Filistin davasına öncelemiş ve sahip çıkmıştır. Filistin ve Kudüs için şehit olmuş birçok önder var. Şehadeti anlamak için Filistin davası en önemli mihenk taşıdır. Bir insanın gerçek kalitesi Filistin davasına olan yakınlığı ve bu dava için ne ölçüde mücadele ettiği ile anlaşılabilir.

Şehitlerin bir başka özelliği küresel sistemin önüne set olan, onların oyunlarını bozan kişiler olmalarıdır. Günümüzde de BOP planına engel olmaya çalışan kişilere yönelik şeytanlaştırma manipülasyonu yapılmaktadır. Oysa şehitler zalime karşı dik duruş gösteren, küresel planlara karşı duran kişilerdir.

Şehitler kazanmayı değil, ilahi rızayı önceler; İslam daveti sonuç odaklı ve kazanma üzerine değildir. İnsanların çok beğeni alması, karizması, yürüyüşü ve gücü Allah katında değerli değildir. Allah katında değerli olan mücadele etmektir. Müslümanlar sonucu Allah’tan bekler.

ŞEHİTLER AKTİVİST AKSİYON ADAMLARIDIR

Dünya sevgisi ve ölüm korkusu şehadete ulaşmayı engelleyen unsurlardır. Dünyaya olan bağımlılığımız, şehadet arzusunu kısıtlamaktadır. Günümüzde çok konuşmak önemli gibi görülmektedir. Şehitler ise konuşmalarından çok aktivist, aksiyon ve eylemleriyle örnektir.

Bizim bugün sorgulamamız gereken şey şehadete ne kadar hazır olduğumuzdur. Kalbimizi ve yaşantımızı şehadete hazır hale getirmedikçe şehadete ulaşmak mümkün değildir. Şehadete ulaşmak için öncelikle şehit gibi yaşamalıyız.

MÜSLÜMANLAR KENDİ GÜNDEMLERİNİ OLUŞTURMALILAR

Bugün küresel sistem tarafından önümüze konulan konuları konuşuyoruz. En basitinden bugün aile yapımızı tehdit eden İstanbul Sözleşmesi konusunda bile, Müslümanlar kendi değer sistemlerine uygun düşünmekten ve konuşmaktan imtina ediyorlar. Bu işleyiş akademi dünyasında da hayatın diğer alanlarında da devam etmektedir.

Bugün genç nesil tasfiye edilmektedir. İslam dünyasında genç nüfus potansiyeli farklı şekillerde tasfiye dilmektedir. Cihat adı altında dahi bu tasfiyeler yapılmaktadır. Şehadet ile savaş tamtamcılığı birbirinden farklıdır.

KÜRESEL GÜÇLER KENDİLERİNE TESLİM OLAN BİREYSEL MÜSLÜMAN OLMAMIZI İSTİYOR

İslam dünyası kendi gündemini oluşturamadığı için küresel odaklar tarafından sömürülmektedir. Bugün gerçek düşmanı çoğumuz tanımıyoruz. Asıl olan birebir düşmanla yüzleşmektir. Birbirimizle uğraşacağımıza kapitalizmle, Siyonizmle, emperyalizmle, Amerika ve İsrail ile yüzleşmeliyiz. Küresel güçler kendilerine teslim olan bireysel Müslüman olmamızı istiyorlar. Ama İslam’ı yaşamaya ve toplumda yaşatmaya çalıştığınızda, İslam’ı bireysel alandan toplumsal alana taşıdığınızda bunu sorun olarak görüyorlar. Ama asıl olan Müslümanca yaşamaktır. Bizler asla namaz kılan köleler olmayacağız.

İHTİLAFLARIMIZI DEĞİL İTTİFAKLARIMIZI ÖN PLANA ÇIKARMALIYIZ

Piyasa İslamcılarının sığ, düzeysiz, tekfirci yaklaşımlarından kurtulmamız gerekmektedir. Bugün öyle Müslüman bir kitle var ki cennete bekçi olsalar birçoğumuzu cennetin kapısından içeri almazlar. Bu piyasa İslamcıları Müslümanları birbirine kırdırmak için kullanılmakta ve kullanma tarihi bittiğinde çöp gibi atılmaktadır. Bizler Müslümanlar olarak her türlü farklılıklarımıza rağmen biriz ve bir olmalıyız. Irkçılık ve mezhepçilik bizi zayıflatan hastalıklardır. Bizler İhtilaflarımızı değil ittifaklarımızı ön plana çıkarmalıyız” şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Necmettin Çalışkan’ın konuşmasından sonra şiir ve dua Erdemli Gençlik Müzik Grubu’nun şehadet marşlarıyla program sona erdi.