Yeryüzünde Müslümanlar bayram hazırlığı yaparken, Filistin’de yanan dev ateşle uyandı. Birkaç haftadır göstere göstere, bağıra çağıra katliam yapacağız diyerek tepkileri ölçen terör devleti İsrail, karşılarında İslam aleminden bir tepki görmeyince Mescidi Aksa’da katliama girişti.

Ülkemizde hassasiyet iyi, tüm Türkiye ayakta. STK’ların, vatandaşların tepkileri gayet güzel. Bu tepkiler, elbette Filistinlilere moral açısından büyük değer taşıyor. Katilleri durdurmak açısından ise maalesef etkisi yok. Açıkçası, halkların gazını almaktan öte fazla bir anlam ifade etmiyor.

SLOGAN DEĞİL, İCRAAT ZAMANI

Aslında yapılan protesto gösterileri ve eylemler İsrail konsolosluğu önünde değil; Cumhurbaşkanlıkları, Başkanlıklar ve Kraliyetlerin önünde yapılmalı. Amman’da, Riyad’ta ve Ankara’da olmalı.

Basın açıklamaları, sosyal medya paylaşımları, konvoylar, sirenler, sloganlar güzel ama bunlar her ülkenin başındaki zatlar muhatap alınarak yapılmalı ki faydası olsun.

Çünkü milyonlarca insan, slogan atsa İsrail etkilenmez. Ama “İstanbul Telaviv uçuşlarını askıya aldık, rotası Hayfa Limanı’na olan gemiler demir alamayacaktır” ya da” ticari ilişkileri dondurduk dediğiniz an sözümüzün bir anlamı, tepkimizin somut karşılığı olur. Halen İsrail’in dünyada ithalatının en fazla olduğu üç ülke ABD, Hindistan ve Türkiye’dir.

Malatya’da kurulu füze kalkanı İsrail’in saldırganlığında en büyük güvencelerinden birisi olduğunu bilmem hatırlatmaya gerek var mı?

Tüm yurtta, 50 bin camiden aynı anda minarelerden salalar okundu. Değil sala vermek, tüm camilerde Kuran’ı Kerim hatmedilmiş olsa yine İsrail etkilenmez.

Sünnetullah; kavli duanın, fiili dua ile takviye edilmesini gerektirir. Bugün, güçten anlayan İsrail’e karşı yaptırım olmadığı sürece her şey anlamsızdır. Kavli dua; kadınların, çaresizlerin, halkların yapacağı şeylerdir. Ama icraat makamındakilerin yapacağı fiili duadır.

Kaldı ki ülkemizden resmi kınama; TBMM deklarasyonu dışında, İletişim Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü tarafından alt düzeyde sanki utana-sıkıla yapıldı.

KINAMA METİNLERİ VE MAVİ MARMARA

Tepki çeşitlerinden biri de bildiri yayınlama azizliği ya da hafifliği.  Değişik platformlarda metinler hazırlanıyor. Mesela şahit olduğum bir platformda üç gündür “İsrail’e kınama, Filistin’e destek” başlıklı bir bildiri şu kelimeyi kaldır bunu koy” diyerek ortaya konan çok değerli(!) görüşler sayesinde nihayet tamamlanabildi.

Biz üç gün sonunda ancak kınama bildirisini yayınlayabiliyoruz. Adamlar her dakika bomba yağdırıyor, tüm Filistin’i yerle bir ediyor.

Sadece “kınamayı başarma” boyutundayız, bu da çok acı.

Bir başka husus daha var ki tam trajikomik. Çeşitli platformlarda dolaşan Mescid-i Aksa’da yaşanan cinayetlere ne tepki verelim Sorusuna verilen cevap şu: Şiddetle kınayalım, hacet namazı kılalım, Fetih suresi okuyalım dua edelim, Salavat zinciri oluşturalım ve sosyal medyada #Kahrolsunİsrail hashtagı açalım. İsrail de korksun, zulmü durdursun!

Peki, İsrail bu gücü nereden alıyor?

Tabii ki bölgedeki Müslüman ülkelerin güçsüzlüğünden, normalleşme çabasının semeresinden ve iş birlikçi yöneticilerden.

Mavi Marmara katliamının örtbas edilmesiyle, tarihi fırsat kaçırıldı. İlk defa uluslararası arenada bu kadar köşeye sıkışmış olan terör devleti aklandı.  Hatta ülkemizin hakkında kırmızı bültenle arama talebini düşürdüğü, katliamın baş sanığı, dönemin Genelkurmay Başkanı, şimdi Dışişleri Bakanı oldu.

Ülkemizde Müslümanlar tarihte hiç olmadığı kadar güçlü. Makam, medya, para, kanun gücü, bürokrasi her şey ellerinde. Ne isterlerse yapacak durumdalar.

Peki bu güç kullanılıyor mu?

Herkesin tepki türü farklıdır. Halk slogan atar, iktidar icraat yapar. Halk tepki gösterir iktidar gereğini yapar.

BEKLENTİLER VE GERÇEKLER

İsrail’e savaş uçaklarının gönderilmesini beklemiyoruz. Ancak hiç olmazsa uçuşların durdurulması gibi en küçük bir nesnel eylem bekliyoruz.

Türkiye gücünü kullanarak İslam İş birliği Teşkilatı vb. uluslararası kuruluşları harekete geçirmelidir.

Hiçbir taşın altında boş bırakmayan Siyonizm bölge liderlerini de kontrol ediyor.

Müslümanlar böyle duyarsız olduğu sürece, daha acı felaketlerin yaşanması kaçınılmazdır.

Bugünlere tesadüfen gelmedik. Siyonist katil, uzun zamandır hazırlık yapıyordu. Netice olarak bunları yaşıyoruz.

İsrail tarihte hiç olmadığı kadar hedeflerine yakın ve kendini güvende hissediyor. Bu da yaşadığımız olaylar açısından ibret vericidir.

Saldırılar sonucunda ortaya çıkan sevindirici dört gelişme var.

Bunlardan birincisi; Olaylar katil Siyonistlerin planlarının ve kontrollerinin dışına çıktı. Yaptıklarına pişman olacaklar.

İkincisi; Başta HAMAS olmak üzere direniş gruplarının bilinen ve beklenenden daha güçlü oldukları anlaşıldı.

Üçüncüsü; Müslüman idareciler üç maymunu oynasa da İslam aleminde halklar Filistin’i sahiplenme ruhunu kaybetmemişler.