EKONOMİ YÖNETİMİ VE ŞEFFAFLIK

Son dönemde ülkemizde gündemin çok hızlı bir şekilde cereyan ettiği, yaşananların içyüzünün bilinmediği veya bilinmesinin istenmediği bir dönemden geçiyoruz.

Ülke de kısa bir süre önce yaşanan, ekonomi yönetiminin üst düzeyini oluşturan ve özerkliğiyle bilinen Merkez Bankası Başkanının görevden alınması, akabinde de Ekonomi Bakanının istifası, yeni literatürle -görevden affını talep etmesi- gerçekleşti.  Ne oldu-bitti, kimse bir şey bilmiyor.

Burada dikkat çeken husus, istifa değil, affını istemek! Zaten “Yeni Türkiye’de” istifa diye bir müessese yok. Çünkü istifa irade beyanıdır, özgür bireyin hakkıdır.

Bu devirde ya göreve getirilirsiniz ya da görevden alınırsınız. Ama asla kendi iradenizle “ben bu işi bırakıyorum” deme lüksünüz, şansınız ve yetkiniz yok.

Bu kadar önemli bir olay gerçekleşiyor, ülke ekonomisinin başındaki kişi ani bir kararla görevden ayrılıyor, ancak kimse bir şey bilmiyor.

Dünyanın önde gelen haber kanallarında ve ajanslarında yayınlanan son dakika bilgisi, 24 saatten fazla zaman geçmesine rağmen ülkemizde hiçbir tv kanalında yayınlan(a)mıyor.

Haber resmen buhar oldu, uçtu.  Sonrasında “mızrak çuvala sığmayıp” olay saklanamaz duruma gelince talimatla istifa haberi geçildi.

Aslında herkes İçişleri Bakanı Sn. Soylu’nun görevi bırakması ve gece yarısı Sn. Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla geri dönmesi gibi bir senaryo gerçekleşecek diye beklerken, beklenen olmadı ve istifa kabul edildi.

İstifa dilekçesinin kamuoyuna takdimi de ilginçti. Çoğunlukla gençlerin kullandığı, eğlence ve moda kanalı olarak bilinen Instagram’dan paylaşıldı.

Anlaşılan Sayın Bakan gençliğinin gereğiyle hareket ederek, gençlerin kullandığı sosyal medyayı tercih etti.

Şeffaflık adına kötü bir imtihan verilen bu süreçte, ciddi iddiaların büyük kısmı dedikodu olarak havada kaldı. Perde arkasında yaşananları kamuoyu öğrenemedi.

Gayri ciddi yazılan ve suçlamaların olduğu bir dilekçe ile kime ne mesaj verildi, anlaşılamadı.    Hatta istifa mı yoksa görevden alınma mı o da bilinmiyor.

Ülkenin ana gündemindeki bir adamın bir anda yok olup gitmesi gerçekten ilginç. Bu demek oluyor ki şu an işbaşında ve revaçta olan birileri, bir sabah uyandığımızda pekâlâ görevi bırakmış olabilir.

 İSTİFA GEREKÇESİYLE İLGİLİ ORTAYA ATILAN İDDİALAR

Merkez Bankası başkanının değiştirilmesine tepki miydi? Bu istifa, bir tartışma sonrası mı gerçekleşti?

Küçük ortak MHP’nin başlattığı “askıda ekmek projesi” bu işin ön hazırlığı mıydı? Ortağın talebiyle mi gerçekleşti? Birileri Cumhurbaşkanına dayatma mı yaptı?

Yoksa Amerika’daki Halkbank davası ve Amerika’daki yönetim değişimi bu konu da etkili miydi? En çok merak edilen “at izi it izine karıştı” göndermesi kimeydi?

O günden sonra Sn. Bakanın nerede olduğu hala meçhul.

Değişiklik sonrası yine ekonomide acı reçeteden bahsedildi. Acı reçete bir hesaplaşma sonucu alınan bir karar mıydı?

Maalesef ülkemizde medya haber kaynağı değil; söyleneni yapmakla memur, “yarı resmi Ahram Gazetesi” hükmünde, borazanlık görevi üstleniyor.

Muhalefetin sesi çıksa da baskı altında. Sesini kitlelere duyurması bu basınla mümkün değil.

Şu unutulmamalı ki; faizci kapitalist politikalar değişmedikçe, isimlerin değişmesi bir şeyi değiştirmez. Bu nedenle her canımız sıkılınca Merkez Bankası Başkanını Ekonomi Bakanını değiştirerek fatura birilerine kesilmiş olur ama sorun çözülmüş olmaz.

Necmettin Çalışkan 10.12.20