YARDIMSEVERLİK KÖPRÜSÜNDE MÜSTESNA BİR ŞAHSİYET:

BEKİR FEVZİ YILDIRIM (1965-2021)

Hayat hızlı, dolu ve verimli nasıl yaşanır? Sorusuna verilecek en iyi örneklerden biri Bekir Fevzi Yıldırım gibi yaşamaktır diyebiliriz.

Biz onu gençlik yıllarımızdan biliriz. Adana İmam Hatip Lisesi’nin karşısında açtığı kitapçı dükkânıyla öğrencilerle hemhal olurdu. Buradaki Fetih Kitabevi sayesinde genç nesle ulaştı. Pek çok genç ilk kez orada onun sevecen ve güler yüzü ile tanıştı.

Onun, kurduğu-işlettiği müesseselerde “yer ve alan” seçimi başlı başına çalışmasının boyutuna ilişkin bilgi verirdi. Daha sonra giyim sektörüne girerek tesettür alanına müdahil oldu ve o günün şartlarında tesettür bilinci oluşturma gayretindeydi. Yani hangi alana girdiyse orada Allah’ın rızasını gözetmeyi ve insanlara faydalı olmayı ilke edinmişti.

 

KÖPRÜ YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

Sosyal yardım faaliyetlerinde hayli aktif olan Bekir Fevzi Yıldırım, Köprü Yardımlaşma Derneği adı altında müthiş bir enerji ile kapı kapı dolaşarak nerede yoksul, kimsesiz biri varsa bulur, el-ayak olur muhtaçlara yardım elini uzatırdı. Derneğin ismi tam olarak yaptığı işi yansıtıyordu. Kendisi de varlık sahipleriyle muhtaçlar arasında köprü olduğunu söylerdi. Onu, hemen her dönem mutlaka birilerinin elinden tutarken, birinin işini halletmek üzereyken görürdünüz.

Hayatındaki en büyük ideallerinden biri hasta yakınlarına ev sahipliği projesiydi. Bölge illeri için merkez olan Çukurova Üniversitesi Balcalı Araştırma Hastanesine il dışından gelen hasta yakınlarının kalacak yer ve yiyecek temini belki de çabalarının en büyüğü idi. Hastane civarında, muhtaç kimselere barınak ve yemek temini ile başladı. Çalışmalarındaki samimiyetini insanlar gördükçe adım adım çevresi genişleyerek faaliyetlerine devam etti.

Zaman zaman il dışına seyahatleri olurdu. Tüm gezileri hayır endeksliydi. Son dönemde şahit olduğum birkaç programı şunlardı: Uluslararası Yardım Dernekleriyle bağlantılı Suriyeli mültecilere yardım, sınırdan giriş sorunu yaşayanları yönlendirmek ve KHK ile ihraç olmuş birisine iş tedarik etmek. Onun hiçbir gezisi boşuna değildi. Onu en çok “Ebü’l-eytâm” (yetimlerin babası) olarak anmak doğru olacaktır.

 

HER KESİMDEN İNSANLA İRTİBAT

Bekir Fevzi Yıldırım her kesimden insanlarla kurduğu ilişkiler ağı ile ortak iş yapabilmenin imkanını başarıyla ortaya koymuştur.

Bekir Fevzi deyince hafızalara kapı kapı, fakir-fukara için dolaştığı, birilerine yardım elini uzattığı, birilerinin problemini çözmek için gece-gündüz uğraşan bir insan gelir.

Bu noktada yardım kuruluşlarından öte; sosyal medya mecralarını ve basın-yayın   organlarını kullanarak yaptıklarından birilerinin haberdar olmasıyla herkesi yardıma teşvik ederdi.

Hemen her zaman “filan yerde yardıma muhtaç bir aile var, IBAN numarası bu” gibi paylaşımları olurdu. Bazen onun paylaştığı bilgiler altında ezilir ve mutlaka bir şeyler yapma zorunluluğu hissederdiniz.

Farklı insanları bir arada buluşturur hayır organizasyonları düzenlerdi. İnsanlarla ilişkilerindeki samimiyet ve elinden gelen bir şey olduğu zaman mutlaka yapması ile bilinirdi.

Yardıma muhtaç yetim ve fakirlere destek olma temel özelliğiydi diyebiliriz. Çalışmalarında ilmi bir heves olduğu gibi ticaretten taviz vermeden yardım faaliyetleri, medyaya yönelik bir hamle, hem de ortak iş üretme ve bir şeyler yapma gayreti tek kişide birleştiğinde onu hatırlarsınız.

STK İLİŞKİLERİ

Bazı isimler, partiler, cemaatler ve memleketler üstüdür. Nitekim aktif olarak hiçbir cemaate mensup görünmese de onu kâh risale-i nur derslerinde, kâh Milli Görüş’e bağlı derneklerde, kâh Suriyeli mülteci derneklerinde, kâh farklı gruplarda görebilirdiniz.

Hayatının her anını iyi değerlendirebilmek için bir anını bile boşa geçirmeden hizmet dolu yaşam sürdürmeye kendini adamıştı.

Kendisiyle özdeşlemiş “Kardeş, güzel insan, mübarek” sözünü sıkça duyardınız ve Milli Görüş lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın sıkça tekrarladığı “Allah bizi hayırlara motor, şerlere fren yapsın” sözünü kullanırdı. Net olarak siyasi tavrını belli etmemeye özen gösterirdi. Ama gönlü her zaman haktan hakikatten yanaydı.

Temenni ederiz ki başlattığı fakir-fukaraya yardım işi hız kesmeden ve artarak devam eder. Çünkü bazı işler parayla da yapılamaz. Yeterli bütçeniz, imkanlarımız olsa bile bunları zamanında ve doğru yerine yetiştirebilmek çok önemlidir.

Merhum, bu noktada son derece titiz, gayretli, çalışkan, araştırmacı ve sonuna kadar elindeki yardımları yerine sağlam şekilde ulaşma gayreti, bu yardım çalışmalarında en çok takdire şayan yönlerinden birisiydi.

BASIN-YAYIN SEKTÖRÜNE İLGİSİ

Yayıncılık alanına özel ilgisi vardı. Uzun yıllar önce Fetih Postası isimli bir gazete çıkardı. Son dönemde Büyüksaat Gazetesini çıkararak yayın hayatına devam etti. Bunu önemli bir hizmet alanı olarak görürdü.

Haftalık bir gazete olmasına rağmen dolu bir içeriğe sahip olması, onun iyi niyetli girişimleri ve samimi çalışmasının neticesiydi. Bu gazetede farklı dünya görüşlerine ait insanları bir arada toplamayı başarmıştı.

Adana’da faaliyet gösteren hemen her vakıf, dernek ve münevver kitleyle münasebeti olan nadir şahsiyetlerden birisiydi. Kısa bir dönem siyasete atılma girişiminde bulunduysa da bu alan ona göre değildi, başarısızlıkla neticelendi.

Hayatı boyunca sürdürdüğü çok yönlülüğü her alanda hissediliyordu. Tuhafiyeci olarak Vakıflar Sarayında tesettür mağazası, Ulu Cami Şadırvan’da tek başına kitap fuarı açar, insanların kaliteli/işe yarar kitaplara sahip olmalarını sağlardı.

Ülkemizde yeni yayımlanan Mevdudi’nin Tefhimul-Kur-an tefsirini, bu sayede gidip onun tezgahından alma fırsatı bulmuştum. Kendisinin gayesi kâr amacı gütmekten ziyade insanlara ilmi alanda hizmet etmekti. Zaten standa gelenlere müşteri değil, öğrencileri veya misafiri gibi davranırdı.

VUSLAT ARZUSUYLA AHİRETE GÖÇ

Son görüşmemiz, merhum babamın vefatında Büyüksaat yazarlarıyla keyifli sohbetimizde gerçekleşmişti. Bize babası Ahmet amcayı anlatmıştı.

Babası devlet hastanesinde temizlikçi olarak görev yapan, il dışından gelenleri evine götürüp ağırlayan bir kişi olduğunu öğrenmiştik. O zaman anlamıştım ki soy önemlidir. Bekir Fevzi’nin duruşu da babasının devamıymış.

Bu noktada bizim aileye, merhum babama yönelik de özel sevgisi vardı, çok yakın münasebet içerisinde olmamasına rağmen vefatından önce “insanların iyiliğinin hayatındayken bilinmesine” dair bir yazı kaleme almıştı. Vefatından sonra da aynı ilgiyi sürdürdü. Biz de aslında onun önemini belki hayatında o kadar kavrayamadık.

Bazı hayatlar örnek alınması için anlatılır. Bekir Fevzi Yıldırım’ın hayatı yardım faaliyetlerindeki girişkenliğiyle ön plana çıkmıştır. İnanıyoruz ki; Peygamber Efendimizin “Göçük altında kalan, salgın hastalıktan ötürü ölenler şehittirler” müjdesine mazhar olarak koronodan vefatıyla şehadet şerbetini içmiştir. Rabbim rahmetiyle muamele etsin.